Din Krize Çare Midir?

Mayıs 2009

 

Dinci yazarlar son krize ve genel olarak çağımızın bunalımlarına karşı İslam'ın ilkelerinin uygulanmasını öneriyor. Onlara göre İslam'ın ilkeleri uygulandığında dünyada sorun kalmayacak. Cennet benzeri bir hayat yaşayacağız.

 

Peki, 1500 yıldır İslam dünyası ideal bir yapı mı gösterdi ki şimdi başkalarına örnek olabilsin, dünyanın sorunlarını çözebilsin? Daha

Hz. Muhammed'in sağlığında, hepsi de Müslüman olan kişiler Hz. Muhammed'in

eşi Hz. Ayşe'nin başkası ile ilişkiye girdiğini iddia ettiler. Hz.

Muhammed'in ölümünden hemen sonra dört halifenin üçü yatağında ölmedi. Hz.

Muhammed'in torunlarına onlarca yıl boyunca Cuma hutbelerinde küfredildi.

Sunniler ve Şiiler bugün bile dünyanın dört bir yanında birbirlerine

saldırıyorlar. Ekonomi deseniz bütün dünyada en olumsuz ekonomik yapılar

İslam ülkelerinde bulunuyor. En az kitap okuyanlar, en az kitap yazanlar, en az icat çıkartanlar hep Müslümanlar değil mi?

Birkaç haberi sizinle paylaşmak istiyorum:

 

1)       3 Ocak 2008 tarihli Hürriyet'te şöyle bir haber var: "İran'da bir

günde 13 idam". Haberin içinde, bir önceki yıl İran'da toplam 300 kadar

idamın gerçekleştiği bildiriliyor. İdam edilenler uyuşturucu kaçakçısı,

katil ve tecavüzcü insanlar. İran, İslam'ı benimseyişinden 1300 yıl ve İslam Devriminden geçen 30 yıl sonra,

tecavüzü, cinayeti ve kaçakçılığı önleyememiş durumda ve yılda 300 kişiyi

idam ederek düzenini ancak sağlayabiliyor.

2)       Vatan gazetesinin Web sitesinde, 10 Ocak 2009 tarihinde şöyle bir

haber var:

"Kafası kesildi! Tecavüzle suçlanan mahkumun aldığı idam cezası, kafası

kesilerek infaz edildi.

Suudi Arabistan İçişleri Bakanlığı, sürücülük yapan İbrahim Bin Abdülaziz

Bin Muhammed El Akil'in silah zoruyla yabancı bir çalışanı resmi aracına

bindirip tecavüz etmek, bu kişinin cep telefonunu ve parasını çalmak

suçlarını işlediğini bildirdi. Açıklamada, El Akil'in cezasının bugün infaz

edildiği kaydedildi. El Akil'in infazıyla bu yıl Suudi Arabistan'da üçüncü

idam infaz edilmiş oldu. Ülkede geçen yıl 102 kişi idam edilmişti.

Suudi Arabistan, aradan geçen 1500 yıldan beri ancak yılda 100-150 kişi idam

ederek düzenini sağlayabiliyor.

3)       20 Temmuz 2008 tarihli Hürriyet'te şöyle bir haber var: "İran'da 17

bin 815 AIDS hastası var." 28 Haziran 2008 tarihli sayıda ise başka bir

haber: "Tahran parklarında kovalarca şırınga. İran uyuşturucu bağımlılığıyla

mücadele ediyor. Resmi rakamlara göre 1 milyon, daha ileri tahminlere göre

10 milyon kişinin afyon, eroin ya da diğer uyuşturucu türevlerine bağımlı

olduğu İran'da bu sorun okul ve televizyonlarda açıkça

tartışılabiliyor..İran'da binlerce merkez AIDS önlemi olarak bedava şırınga

dağıtıyor. Temizlik görevlileri Tahran'daki parklardan her gün kovalar

dolusu kullanılmış şırınga topluyor." İslami bir yönetim insanların madde bağımlısı olmasını engelleyemiyor. Türkiye'de bile bu kadar bağımlı yok.

 

4)       Cinayet, tecavüz, uyuşturucu bir kenara bırakılırsa din daha en

temel şeyleri, örneğin temizliği bile sağlayamıyor. 27 Temmuz 2008'de

Hürriyet'te yayınlanan bir röportajda, Uzungöl'de İnci Motel adında bir oteli

çalıştıran, muhafazakar, başı örtülü bir kadın Hatice İnci, bakın yabancı konuları için ne

diyor:" Araplar burada miskinlik yapıyor. İsrailliler sürekli hareket

halinde. Özel cip kiralayıp safari mi ne ondan yapıyorlar. Suudi Araplar

gece yatmaz, gündüz uyur. Odalarını ancak akşam üstüne doğru

temizleyebiliyoruz. Çok pasaklılar, çok. Elleriyle yediklerinden olacak

döküp saçıyorlar."

5)       Dindar insanların daha iyi olmadıklarına bir başka kanıt da Halil

Ürün. Eski Konya Büyükşehir Belediye Başkanı ve eski milletvekili olan Ürün

karısı tarafından kendisini dövdüğü gerekçesiyle mahkemeye verildi. Bayan

Ürün şöyle diyor: Bana hakaret etmeye başladı, yumruk attı ve çantasıyla

alnımın soluna vurdu." (Hürriyet, 22 Şubat 2008). Bir başka dayak yiyen

dindar kadın da ünlü yazar Şule Yüksel Şenler. 3 Şubat 2008'de Soner Yalçın

Hürriyet gazetesinde bakın ne yazıyor:32 yaşındaki Yüksel Şule Şenler o yıl

evlendi. Eşi, ilahiyat mezunu tiyatrocu Abdullah Kars idi. Şehir şehir

dolayıp İslami tiyatro yapıyordu. Yani aynı zamanda dava arkadaşıydılar.

Evlenmelerine Risale-i Nur talebelerinden Sait Özdemir vesile olmuştu.

Gelinliğin modelini Şule Yüksel Şenler çizdi. Kadın-erkek ayrı ayrı yapılan

düğün, müziksiz ve danssız oldu. Davetiyelere ilk kez ayet ve hadis

konmuştu. Konukların tesettüre uygun giyinmesi istenmişti. Fakat: Bu İslami

düğün mutluluk getirmedi. Eşi, Şule Yüksel'i hep dövdü. Toplantılarda,

"Eziyet gören kadının sabrettiği takdirde Allah katında büyük derecelere

ulaşacağını" söyleyen Şule Yüksel'in dayanacak gücü kalmadı. Beş yıllık

evlilik hüsranla bitti; boşandılar.

 

Tüm bu olaylar şunu gösteriyor: Din insanları iyi yapmaya yetmez, din

günümüzün sorunlarına çare olamaz.

 

Murat Yıldırımoğlu

www.muratyildirimoglu.com