Din ve Özgürlük

Murat Yıldırımoğlu, Temmuz 2007

 

Dinciler genel olarak özgürlükten, özel olarak da giyinme özgürlüğünden (başörtüsü bağlama özgürlüğünden) söz etmeye bayılırlar. Halbuki din ve özgürlük yan yana gelmesi zor kavramlardır.

 

Örneğin dinciler bazı sözcükleri kullanmazlar. Bu sözcükler onlara yasaktır. Yasak sözcükler şöyledir:

 

Yaratmak: Dincilere göre yaratmak Tanrı’ya özgüdür. İnsanların ürettikleri işler için yaratmak sözcüğünü kullanmaları onlara göre kabul edilmez. Yaratmak sözcüğünü kullananlar özenle ve bıkmadan uyarılırlar. Yaratmak sözcüğü bir küfürdür. Bu sözcük çevresinde kopartılan fırtına o kadar büyüktür ki Microsoft firması ürünlerinin Türkçe’leştirmesinde bu sözcükten vazgeçmek zorunda kalmıştır. Örneğin, Windows işletim sisteminde bir kullanıcı yaratımı için İngilizce’de “Create” (Yarat) sözcüğü kullanılırken, Windows’un Türkçe’sinde “Oluştur” sözcüğü geçmektedir. Günümüzün dincileri bu sözcüğe karşı tutumlarıyla Said-i Nursi’nin bile gerisine düşmüşlerdir. Said-i Nursi de bu sözcüğün küfür olduğunu kabul etmekle birlikte kullanımına karşı çıkmaz. Bir eserinde şöyle der: Öyle küfür sözcükleri vardır ki sarf edeni kafir yapmaz. Yaratmak sözcüğü de böyle bir sözcüktür.

 

Tesadüf: Dinciler tesadüf sözcüğünü kullanmaz, tevafuk sözcüğünü kullanır. Onlara göre dünyada tesadüfe yer yoktur; hiçbir şey rastlantıya bırakılmamıştır, Tanrı tarafından inceden inceye hazırlanan bir plan sonucunda gerçekleşmektedir. Bu yüzden tesadüf diye bir şey yoktur; bilmediğimiz bir planın sonucu olarak karşımıza çıkan olayları göstermek üzere “tevafuk” sözcüğünün kullanılması zorunludur.

 

Tanrı: Dinciler Tanrı sözcüğünü kullanmaz, bu sözcüğü kullananı kınarlar ve Allah sözcüğünün kullanılmasını isterler. Halbuki Tanrı, Türklerin binlerce yıldan beri her şeyi yaratan yüce varlık için kullandıkları sözcüktür. Benzer şekilde İranlılar Allah sözcüğü yerine kendi dillerindeki “Hüda” sözcüğünü kullanmakta zarar görmezler. Hatta bizim dinciler İranlıların Hüda sözcüğünü de seve seve kullanırlar. Ama Tanrı sözcüğü, hayır, bu sözcük yasaktır, kullanılamaz.

 

Dinsel bakımdan uygun ifadelerin dile getirilmesinde bile özgürlük yoktur. Hangi ifadeyi ne zaman kullanacaklarına dikkat etmek zorundadırlar. Yoksa acı acı eleştirilirler. Nihat Hatipoğlu’nun 9 Mayıs 2008’de Hürriyet’te yer alan yazısında bakın ne yazıyor:

 

Bunun içindir ki günlük konuşmanın arasında uluorta bir şekilde "Estağfurullah-Allah'tan bağışlanma dilerim" diyen birine Hz. Ali döner ve şöyle der: "Annen yitirsin seni emi, sen ne dediğinin farkında mısın?" Yani istiğfar dilemekle Yüce Allah'a bir söz verdiğinin, O'nunla anlaşmanı -ahdini- yenilediğinin farkında mısın?

 

Dinciler domuza düşmandırlar. Etini yememek dışında domuz görmek, domuz sözcüğünü kullanmak, domuzlarla ilgili iyi bir şey duymak istemezler. Halbuki yalnızca domuzun etinin yenmesinin yasak olması gerekirdi. Hayır, dinciler etini yememekle yetinmezler, domuzla ilgili her türlü gerçek dışı iddiaları dile getirirler, filmlerde domuzların iyi karakterler olarak gösterilmesinde sinsi planlar bulurlar. Dinci ileri gelenlerin etkisinde kalan kişiler bu iddiaları çeşitlendirir. Örneğin, batılıların kadınlarının açık saçık gezebilmelerini erkeklerinin domuz eti yemesine bağlarlar. Onlara göre domuzun erkeği dişisini kıskanmaz, bu yüzden domuzun etini yiyen yabancılar da karılarını, kızlarını kıskanmazlar. Bu utanmaz ve ilkel iddia (yediğimiz şeylerin kişilik özelliklerinin bize geçtiği iddiası) binlerce yıl öncesine ait vahşi insanların iddiasıdır. Ama bu türlü görüşleri yirmibirinci yüzyılda yaymakta zarar yoktur.  

 

Dinciler bilimsel bir teori olan evrime düşmandırlar. Evrim aynen İzafiyet gibi, bir teori olarak adlandırılmasına karşın olağanüstü sayıda kanıtla, artık yasa olarak adlandırılması gereken bir şeydir. Ama dinciler halen adındaki teori lafına takılıp bunun kanıtlanmamış uydurma bir şey olduğunu iddia ederler. Gazetelerinde, Web sitelerinde evrimle ilgili bir bilgiye rastlanmaz. Evrimle ilgili haberler, bilgiler özenle sansürlenir.  Buna en güzel örnek 8 Mayıs 2008 tarihinde normal gazetelerin Web sitesinde yer alan bir hayvana ilişkindir. Bu hayvan “platybus” adını taşır, ördek gagalıdır ama memelidir, yılan gibi zehirlidir. Haberlerde bu hayvanın evrime ışık tutan özelliklerinden söz edilmektedir. Ama tahmin edeceğiniz gibi, domuza düşman olan dinciler bu hayvana da düşmanlık güttüler ve gazetelerinin Web sitelerinde ya da basılı sürümlerinde bu hayvana ilişkin bilgiye yer vermediler.

 

Dinciler vücutlarının yarısına da düşmandırlar. Sol elleriyle yemek yemezler, bir yere girerken sağ ayaklarıyla girerler. Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçildikten hemen sonra doğudaki bir askeri birliği ziyaretini anımsayın. Gül,  büyük bir itinayla, askerler tarafında sola konulan çatalı sağa geçirmişti. Sol elle yemek yemek düşünülemeyecek bir şey onlar için.

 

Dincilerin erkekleri ipek elbiselere de düşmandır. İpekli elbiseleri kadınlar giyebilir ama erkekler giyemez. Bu konuda da özgürlük yoktur.

 

Dinciler evlilik yüzüğü konusunda da katıdırlar; yüzük gümüş olmalı ve sol ele değil sağ ele takılmalıdır. Bu konuda da özgürlük yoktur.

 

Son söz: Dinin egemen olduğu yerde özgürlük yoktur.