Moğollar niye Orta Asya'da kaldı, biz neden buradayız?

Murat Yıldırımoğlu, Haziran 2009

Türkler ile Moğollar akraba halklardır. Orta Asya’da Moğollarla benzer yaşıyorduk, birbirimize karşı ya da başkalarına karşı savaşıyorduk, kız alıp veriyorduk.

 

Şimdi Orta Asya’da Türk kalmadı gibi.

 

Moğollar ise bir iki büyük çaplı denemeye karşın Orta Asya’dan çıkamadılar.

 

Peki niye Moğollar orada kaldı ve biz buralara geldik?

 

Türkleri ayırt eden iki ana şey var:

 

1)      Kendilerini dünyayı yönetmekten sorumlu hissetmeleri

2)      Değişebilmeleri

 

Dünyada en çok devlet kurmuş uluslardan birisiyiz. Kurduğumuz her devlet hiçbir zaman aynı kalmamış; hep genişlemeye, başka ulusları egemenliği altına almaya çalışmış.

 

Öte yandan kendimizi sürekli değiştirmişiz.

 

Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan yolculuğumuz boyunca hep değişmişiz.

 

İran üzerinden geçerken Orta Asya’daki dinimizi bırakıp Müslümanlığı benimsemişiz (bu yüzden Araplar gibi selad demiyoruz da İranlılar gibi namaz diyoruz).

 

Orta Asya’daki alfabemizi bırakıp Arap alfabesini benimsemişiz.

 

Gözlerimiz çekikliğini kaybetmiş, vücutlarımız uzamış.

 

Anadolu’daki beylikler arasında en çok Osmanlı Beyliği büyümüş çünkü en çok onlar değişmiş: Hristiyanlarla evlenmişler, yeni bir askeri kurum olan Yeniçeri sistemini geliştirmişler, başka Müslüman halklarla değil çoğunlukla Hristiyan halklarla savaşmışlar. Anadolu’daki hemen hiç değişmeyen Karamanlı Beyliğinin yaptığı en orijinal iş zayıf dönemlerinde Osmanlıya saldırmak olmuş ve bu yüzden dünya Osmanlıyı biliyor, Karamanlıyı bilmiyor.

 

Osmanlının zayıflaması değişmeyi unutmasıyla başlıyor. Değişmedikçe var olana ve geçmişe sıkı sıkıya sarılmış. Bu durum onu hiç değişemeyen, kendisini çevreleyen dünyayı değiştirmeyi bırakın, uyum bile sağlayamayan bir duruma getirmiş.

 

Osmanlıdan sonraki silkinişimiz ise Atatürk ile oldu. Atatürk bize yeniden değişmeyi öğretti: Alfabemizi, giyinişimizi, eğitimimizi, hukukumuzu, yabancı devletlerle ilişkilerimizi, neredeyse her şeyimizi değiştirdik. Tüm bunları da hemen hemen 1923 ile 1930 arasında bitirmiştik.

 

Sonraki büyük değişimlerimiz Menderes ve Özal zamanlarında oldu. Her ikisi de ilk 6-7 yılları içinde büyük dönüşümler gerçekleştirdiler.

 

Atatürk, Menderes ve Özal dönemlerinin başında ve sonunda Türkiye’ye bakanlar arada büyük değişikliklerin yaşandığını kolayca fark edebilirdi. Bu dönemlerde ülke tanınmayacak şekilde değişmişti. 

 

AKP hükümeti çok şey yaptığını, Türkiye’yi dönüştürdüğünü iddia ediyor. Ama 2003’den bu yana yaklaşık 7 yıl geçtiği halde Türkiye’de büyük bir dönüşüm yaşanmadı. 7 yıl önce neysek hemen hemen oyuz şimdi de. Simgesel bir şey olacaka ama daha Boğaz’a üçüncü köprü bile yapılmadı. Yapılan değişiklikler Atatürk, Menderes, Özal dönemlerindeki değişikliklerden çok Demirel dönemindeki ufak tefek değişikliklere benziyor. Değişiklik var ama büyük çaplı değil. En övündüğü ekonomi bile, kendileri teslim etmese de, aslında AKP’nin değil  Kemal Derviş’in politikalarının sonucu olarak sağlam bir yapı sergiliyor.

 

AKP’nin de muhaliflerinin de Türkiye’yi kökünden değiştirecek, 7 yıl içinde tanınmaz hale getirecek projelerinin olması gerekir. AKP bunu başaracak donanıma sahip değil gibi görünüyor. Geride bıraktığımız yıllar bunu yeterince gösterdi. O zaman iş daha çok muhalefete düşüyor.

 

Değişmeliyiz. Yoksa Moğollara benzeyebiliriz.