Kime Mühendis Denir?

Murat Yıldırımoğlu 30/10/2005

 

 

Bir süredir Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) çeşitli eğitim merkezlerini mahkemeye veriyor. Dava nedeni, eğitim merkezlerinin bilgisayarın çeşitli alanlarına yönelik mühendislik sertifikası için eğitim verdiklerini iddia etmeleri. EMO, 6235 sayılı yasaya dayanarak yalnızca 4 yıllık mühendislik okullarından mezun olanların mühendis sıfatını taşıyabileceğini iddia ediyor ve kurduğu ekiplerle bu çeşit eğitim veren firmaları takip ediyor, dava ediyor, ceza almalarını sağlıyor.

 

EMO’nun haklı olup olmadığını anlamak için mühendis sözcüğünün tarihine bakmak gerekiyor.

 

Mühendis (engineer) sözcüğü ilk olarak askerlikte istihkam bölüğünün elemanları için kullanılmış. Bu kişiler köprüler, mancınıklar yapmışlar, savaşla ilgili çeşitli teknik aletleri yapıp kullanmışlar.

 

Sonradan mühendis sözcüğü bilimsel bilgi ve becerileri kullanarak pratik sorunlara çözüm üreten kişiler için kullanılmaya başlanmış.

 

Yirminci yüzyılla birlikte mühendislik eğitimi veren yüksek okullardan mezun olanlara mühendis denilmeye başlanmış.

 

Çeşitli yabancı dergi ve kitaplarda “teknisyen” anlamına mühendis dendiğine de rastlanıyor (örneğin, bir dergide yazar “Telekom şirketinin mühendisleri telefon hattımı bağlamaya geldiler” diyordu. Burada kastedilen telekomünikasyon firmasının teknisyenleriydi).

 

Bilgisayarın yaygınlaşması ile birlikte çeşitli donanım ve yazılım ürünleri üzerine özel eğitimlerden geçip bilgi ve becerilerini sınavlarla kanıtlayanlara da mühendis denmeye başlandı; CNE (Certifed Novell Engineer), MCSE (Microsoft Certified Systems Engineer), RHCE (Red Hat Certified Engineer) sertifikaları gibi.

 

Yurtdışında mühendis sözcüğünün bu değişik kullanımları birbirine karışmıyor. Bu anlamlar üzerine bir uylaşım (convention) var. Hiç kimse MCSE sertifikası alan birisine bir elektrik projesi yapma işi vermiyor. Genelde bir anlaşmazlık yok (gerçi Kanada’daki elektrik mühendisleri odası da benzer bir dava açıp kazanmıştı).

 

Türkiye’de ise EMO büyük bir kıskançlıkla sözcüğü dar anlamda kabul ettirmeye çalışıyor; yalnızca dört yıllık mühendislik okullarından mezun olanların mühendislik sıfatını taşıyabileceğini savunuyor. Halbuki mühendislik dört yıllık okuldan çok bir bilinç sorunudur. Olaylara bilimsel bir disiplin içinde, neden sonuç ilişkisi içinde bakmayı öğrenen, pratik sorunlara çözüm üreten kişiler mühendistir; dört yıllık okul bu anlayışı vere de bilir vermeye de bilir. Üniversiteler dışındaki eğitim merkezlerinin bu anlamda mühendislik bilincini kazandıramayacağı, mühendislik eğitimi veremeyeceğini  savunmak yanlıştır. Ortada sorun da yoktur. Bilgisayara yönelik bir mühendislik sertifikası alan kişi elektrik projesi ya da inşaat projesi yapıp altına imza atmıyor ki ortada bir sorun olsun.

 

 Bu konuda uylaşım gereklidir. Uylaşım için de olgunluk.

 

Sözümü Oğuz Atay’ın bir anısıyla tamamlamak istiyorum: Oğuz Atay traş olurken berberi şöyle demiş: “Kitabını aldım ama bir şey anlamadım. Bir şey anlamak için mühendis mi olmak lazım?” Oğuz Atay’ın çok güzel bir yanıtı var: “Sen de kıl mühendisisin işte”

 

Murat Yıldırımoğlu

 

www.muratyildirimoglu.com

 

Not: Elektrik ve elektronik mühendislerinin ağa babası olan IEEE’nin (Intstitute of Electrical and Electronics Engineers) Spectrum adında çok güzel bir dergisi var. Bu derginin 2005 Mart sayısında nano teknolojinin ilk işe yarar uygulamalarından birisini gerçekleştirmek için yarışan iki gruptan söz ediliyor. Bu gruplardan birisi Nobel ödüllü IBM araştırmacısı Gerd Binnig. Diğeri ise derginin deyimiyle kendi kendini yetiştirmiş bir mühendis (self-thought engineer) olan Tom Rust. Demek ki kendi kendine de mühendis olunabildiğini düşünüyor IEEE.