Tesettür İşe Yarar Mı?

Murat Yıldırımoğlu  Mart 2008

 

Tesettür gerçekten şart mı sorusuna yanıt vermek için “Müslümanlar tesettürü niçin şart koşuyor?” sorusunu sormak gerekir. Müslümanlar kadın vücudunun erkekleri tahrik ettiğini iddia ederler. Bu yüzden kadının kapanması şarttır. Bu şekilde, kadınlar erkeklerin kötü bakışlarından ve davranışlarından kurtulabilirler.

 

Müslümanlar haklıdır; kadın erkeği tahrik eder. Bu, erkeklerin ve kadınların yapısında vardır ve reddetmenin anlamı yoktur. Laiklerin “Hayır, biz kadınları görünce tahrik olmuyoruz.” şeklinde bir savunma yapmamaları gerekir, çünkü bu gerçekçi değildir. Uygarlığın tarihi aynı zamanda kadınla erkek arasındaki cinsel enerjinin yasal, toplum açısından kabul edilebilir şekillerde harcanmasını sağlama tarihidir. Evlilik, genelevler, porno dergileri, striptiz klüpleri hep bu amaca yöneliktir.

 

 

Laiklerin savunması tesettürün işe yarayıp yaramadığını sorgulamaya dayanmalıdır. Tarih bize şunu gösteriyor: Tesettür kadınları korumada işe yaramıyor. Erkekler tesettürlü de olsa kadınlardan tahrik oluyorlar. İslam tarihi tesettürün işe yaramadığının örnekleriyle doludur. Size birkaç örnek vermek isterim.

 

Birinci ve ikinci örnek İnsan Yayınları’ndan çıkan Martin Lings’in (Müslüman olduktan sonra adı Ebubekir Siraceddin) “Hz. Muhammed’in Hayatı” adlı kitabından.

 

Hz. Muhammed’in karısı Hz. Ayşe kayıp gerdanlığını aramak üzere kervandan ayrılır. Kervan onun geride kaldığından habersiz  yola koyulur. Hz. Ayşe ise kervanın konakladığı yerde beklemeye başlar. Onu bir Müslüman erkek bulur ve birlikte kervana yetişirler. Ama Hz. Ayşe ile onu kurtaran müslüman erkek arasında bir ilişki yaşandığına ilişkin dedikodular başını alır gider. Hz. Muhammed bile bu dedikodulardan etkilenip Ayşe’ye tavır alır. Yani, Hz. Ayşe’nin örtüsü onu dedikodulara karşı korumamıştır. Hz. Ayşe ve söz konusu erkek Müslüman oldukları halde, Ayşe örtülü olduğu halde insanların cinsel konulu dedikodularına nesne olmuşlardır.

 

İkinci olay bir Müslüman kadın olan Ümmü Seleme’ye yardım eden ve Müslüman olmayan Osman İbn Talha’ya ilişkindir. Osman İbn Talha, yolunu kaybeden Ümmü Seleme’ye yardım etti ve Medine’ye kadar ona eşlik etti. Kitapta şöyle deniyor: “Ümmü Seleme onun bu yardımını hiç unutmadı ve onu nazikliğinden dolayı hep övdü”

 

Bu iki olay özelde kapanmanın, genel olarak da Müslüman olmanın kadınları korumadığının kanıtı. Hepsi Müslüman olan topluluk Hz. Ayşe’yi dedikodularıyla yaralarken, bir kafir olan Osman İbn Talha bir Müslüman kadına, dedikoduya yol açmadan yardım edebiliyor.

 

Üçüncü olay Nihat Hatipoğlu tarafından 2007 yılının Ramazan ayında Hürriyet gazetesindeki Ramazan  sayfasında aktarılmıştır: Hz. Muhammed bir gece eşlerinden biriyle giderken iki kişiye rastlar; onlar da Müslümandır. Hz. Muhammed onları durdurur, eşinin yüzündeki peçeyi açar ve “Bakın, bu yanımdaki benim karım olan kişidir” der. Yani, karşısındaki insanların kalplerinde olabilecek kötü düşünceleri yok etmenin yolu, karısının yüzünü kapatmak değil açmak olmuştur. Güven, kapatarak değil açarak sağlanmıştır.

 

Dördüncü olaysa Halid Bin Velid’e ilişkin. Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Hz. Ebubekir onu zekat vermeyi kabul etmeyen çeşitli kavimlerin üzerine gönderir. Bu kabilelerden birisi Beni Yarbu’dur. Bu kabilenin başkanı olan Malik İbn Nuveyre’nin (ki o da Müslümandır) dillere destan güzellikte bir karısı vardır. Halid Bin velid bu kabileyi savaşta yener, başkanı olan Malik İbn Nuveyre’yi idam eder, akşamına da onun karısıyla evlenir. Bu herkesin tepkisini çeker ve Ebu Bekir onu geri çekip sorgular.

 

Bu olaylar gösteriyor ki örtü, kadın ile erkek arasındaki çekiciliğe engel değildir. Erkeklerin tahrik olmaması için ya da kadınlara karşı kötü hislerin beslenmemesi için örtü kullanmak işe yaramamaktadır.