Yunanlılar Dost mudur?

Murat Yıldırımoğlu

 

Türkler ile Yunanlılar uzun zamandır sorun yaşıyorlar. Yine uzun zamandır bu sorunun aslında halklar arasında değil, politikacılar arasında olduğu söyleniyor. Politikacılar çirkin politikalarını bıraksalar, her şey iki halkın inisyatifine bırakılsa ortalık günlük gülistan olacak gibi düşünülüyor.

Ben böyle düşünmüyorum.

Yaşadığım ve gördüğüm şeyler bana durumun böyle olmadığını düşündürtüyor. Ben sorunun Yunan halkından kaynaklandığını düşünüyorum. Yunan halkı Türklere karşı kin ve nefret besliyor. Türk sözcüğüne bile katlanamıyorlar. Yunan politikacıları düşmanlığı körüklemiyorlar yalnızca halktaki bu düşmanlığın temsilciliğini  yapıyorlar. Yani, aslında temsilcilik görevlerini hakkıyla yapıyorlar.

Niye böyle düşünüyorum? Önümde çok sayıda örnek var da onun için böyle düşünüyorum. Şimdi bazı gazete haberlerini de içeren örnekleri inceleyelim:

* İyi bildiğim telefon piyasasından bir örnek vereyim. Türk firmaları olan Telesis ve Karel Yunanistan da dahil olmak üzere bir çok Avrupa ülkesine, ürettikleri telefon santrallarını satıyorlar. Yalnızca Yunanistan'da satılan santralların üzerinde  Türk Malı ifadesi bulunmuyor. Çünkü Yunanlılar Türk malı santral satın almak istemiyorlar. Bu firmalar Yunanistan için özel ambalajlı santrallar gönderiyorlar.

* Türkiye ve Yunanistan'ın ortaklaşa yapmaları planlanan futbol şampiyonasına Yunanlı futbolculardan itiraz geliyor. Türk tarafından ise tek bir itiraz yok. Hürriyet'in 30.08.2001 tarihli haberine bakın:

Yunanlı futbolculardan 2008 tepkisi
Yunanistan'ın önde gelen bazı futbolcuları, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası'nı Türkiye ve Yunanistan'ın ortak düzenlemesi kararına tepki gösterdiler.

Yunanistan'ın Espresso Gazetesi'nde yer alan haberde, Panatinaikos'un milli kalecisi Antonis Nikopolidis, ''Tarihimiz unutulmamalı. 4 yıl önce nedereyse savaşa girecektik'' derken, Olimpiakos'un golcüsü Alekos Alexandris, ''Şampiyonayı başka bir ülkeyle değil kendi ülkemin tek başına organize etmesini tercih ederim. Geçmişten gelen bazı sorunları futbolla çözmeye çalışıyorlar. Bu mümkün mü?'' dedi. 

* Aşağıdaki habere bir bakın:

Türk malı Toyota'ya Yunanlı'dan tavır
Türkiye ile Yunanistan arasında giderek artan yakınlaşmaya rağmen, bazı kafalar Türk düşmanlığında ısrar ediyor. Yunanistan ve Güney Kıbrıs'ın, sırf Türkiye'de üretildiği için Toyota'nın Corolla modelini, daha fazla para ödemeyi göze alarak Japonya'dan ithal edeceği ortaya çıktı.
Türkiye ile Yunanistan arasında Kıbrıs konusunda yaşanan gerginlik son günlerde yerini daha barışçı ve çözüme doğru bir ortama bırakmasına rağmen bazı kafalar hálá Türk düşmanlığını devam ettiriyor. Bunun en son örneği Toyota'nın Türkiye'de üretimini yaptığı yeni Corolla modelinde ortaya çıktı. Tüm Avrupa ve Ortadoğu Türkiye'de üretimi yapılan Toyota Corolla'ları ithal etmeye hazırlanırken, Yunanistan ve Güney Kıbrıs, bu otomobilleri Türkiye'den almak yerine daha yüksek maliyetlerle birlikte Japonya'dan ithal etmeyi tercih ediyor.

Toyota'nın Avrupa'dan sorumlu Yunanlı Başkan Yardımcısı Takis Athanasopoulos, ‘‘Türkiye'de üretilecek yeni Corolla'lar Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimi'ne gönderilmeyecek. Bu ülkelerdeki Toyota distribütörleri Türkiye'de üretilecek modelleri almak istemiyorlar. Bu tamamen onların tercihidir’’ dedi.

* Bırakın Toyota arabaları, bundan birkaç yıl önce Güney Kıbrısta bir kadın, satın aldığı çorabın Türk malı olduğunu öğrenince ülkeyi ayağa kaldırmıştı.

* Refik Erduran Güneş gazetesinde yazmıştı (10 yıl kadar önce). Tiyatroyla ilgili uluslararası bir toplantı için Küba'dalar. Refik Erduran ve Yunanistan'dan gelen bir tiyatrocu, iki komşu ülkenin vatandaşı olarak sohbet ediyorlar, iyi anlaşıyorlar ve bu arada iki ülke arasındaki sorunları böyle bir toplantıya taşımamak gerektiği konusunda fikir birliğine varıyorlar. Sonra konuşma sırası Yunanlıya gelince bizim Yunanlı alıyor sazı eline verip veriştiriyor Türkiye'ye. Toplantının tiyatro konulu olduğuna da tekrar dikkatinizi çekerim. Yunanlıların entellektüelleri bile böyle. Varın siz anlayın artık.        

* 3 Ocak 2002, Hürriyet: ABD'nin NATO ve Batılı müttefiklerin ortak kullanımı için hazırladığı dijital haritada Ege'deki sınırları dikkate almaması Atina'yı kızdırdı. Yunan Cumhurbaşkanı Stefanopulos, ABD'nin Türkiye'ye boyun eğdiğini öne sürerek, ‘‘ABD ne yapıyor. Nasıl olur da sınırları silebilir?’’ diyerek Washington'a çattı...‘‘Amerikalılar bize dostça davranmıyor’’ diye konuşan Stefanopulos, Avrupa Savunma ve Güvenlik Kimliği (AGSK) ile ilgili soruna da değindi. Avrupa Birliği'ne üye diğer ülkeleri de Avrupa Ordusu konusunda Türkiye'yi desteklemekle suçlayan Yunan Cumhurbaşkanı, ‘‘Gerekirse Türkiye'ye karşı tek başımıza savaşırız’’ dedi. Stefanopulos, AB'nin Yunanistan'ın sorunları karşısında ilgisiz kaldığını öne sürdü.

Stefanopulos krize girmiş bir ruh hali içinde ağzından köpükler saçarak bu görüşleri dile getirirken, Türkiye'de ne Cumhurbaşkanı, ne Başbakan ne de sıradan bir vatandaş Yunanistanla savaşma konusunda tek bir görüş bile beyan etmiyordu.

* 5 Ocak 2002, Hürriyet:

HSBC'ye Rum tehdidi

Hüseyin ALKAN / LEFKOŞA

Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu tarafından el koyulan Demirbank'ı satın alan HSBC'nin yılbaşından itibaren Kuzey Kıbrıs'taki Demirbank şubelerinin tabelasını HSBC olarak değiştirmesi Rumlar'ı kızdırdı.

Rum Maliye Bakanı Takis Klerides, konuyu hükümet düzeyinde araştırdıktan sonra gerekli girişimleri yapacaklarını açıkladı. Rum Hükümet Sözcüsü Mihailis Papapetru da, konuyu araştırmak üzere Rum Merkez Başkanı Afksentius Afksentiu'nun görevlendirildiğini söyledi. Sözcü, Merkez Bankası'nın bu konuda Rum Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği yapacağını belirtti. Papapetru, KKTC'yi kastederek ‘‘HSBC'nin işgal altındaki topraklarda faliyete geçmesi yasa dışı devletin tanınması anlamına gelmez’’ diye konuştu. Demirbank'ın yani yeni adıyla HSBC'nin Kuzey Kıbrıs'ta Lefkoşa, Girne ve Magosa'da üç şubesi bulunuyor. HSBC'nin Kuzey Kıbrıs'ta faaliyete geçmesi Rum basınında da geniş yankı buldu. İngilizce yayımlanan Cyprus Mail Gazetesi, dünkü manşetinde HSBC'nin Rum kamu bankası Laiki Bank'ın hisselerinin yüzde 22'sini elinde bulundurduğunu anımsatarak ‘‘Laiki hissedarları Kuzey'de banka açıyor’’ dedi.

Fileleftheros Gazetesi, HSBC'nin 20 yıl aradan sonra Kuzey Kıbrıs'ta finans faliyeti gösteren ilk uluslararası kuruluş olduğuna dikkat çekti ve ‘‘HSBC işgal bölgelerine gelerek Kıbrıs'ta tarih yazmak istedi’’ başlığını kullandı. Diğer Rum gazeteleri de 'HSBC, İşgal Altındaki Topraklarda' manşetine yer verdi.

HSBC'nin Güney Kıbrıs'ta off-shore banka şubeleri bulunuyor. 1980'lerin başına kadar Kuzey Kıbrıs'ta Barclays Bank da faliyetteydi. Ancak banka daha sonra Kuzey'den çekildi.

Rum Yönetimi, Kıbrıslı Türklere uyguladığı ekonomik ambargo çerçevesinde uluslararası kuruluşların Ada'nın Türk tarafında temsilcilik ya da şube açmasını engelliyor. Kıbrıslı Türklerin ekonomik ve sosyal açıdan dünyadan tecrit edilmesi için çaba harcayan Rum Yönetimi, Avrupa Birliği Adalet Divanı kararıyla 1994 yılında Kuzey Kıbrıs'tan AB ülkelerine gıda ve tarım ürünleri ihracatı yapılmasını da engellemişti.

Dünyaca ünlü fast food zinciri Burger King, üç yıl önce KKTC'de şube açarken adını Burger City olarak değiştirmek zorunda kalmıştı. 

* 15 Ocak 2002, Hürriyet:Kıbrıs'ta yarın başlayacak doğrudan müzakereler öncesinde yakınlaşma sürecine darbe vuran ilginç bir kriz yaşandı. Kıbrıs Türk Ticaret Odası'nın dün KKTC'ye davet ettiği 12 Rum işadamı, KKTC'nin tanınması anlamına geleceği gerekçesiyle giriş formlarını el yazılarıyla doldurmayı reddederek geri döndü.

MY: Halbuki Tayvan ve Çin de birbirlerini tanımıyorlar ama Tayvanlı ve Çinli iş adamları birbirlerinin ülkesine geçip iş yapabiliyorlar.

 * En kötüsü de 26 Aralık 2001 tarihli Hürriyet'te yayınlanan bir araştırma haberi:

Genelkurmay ve Dışişleri Bakanlığı, hazırladıkları raporda, Mayıs-Ekim 2001 arasında, Türkiye ve Yunanistan'da basın ve siyasetçilerin tavırlarını değerlendirdi.

Ankara'daki asker ve diplomatlar, Türk ve Yunan medyasıyla siyasetini inceleyip, düşmanlık dozunu tespit ettiler. Sonuç:
Türkiye'de Yunan düşmanlığı yapılmıyor. Atina'da ise çıkan haberlerin % 94'ü aleyhte. Altı ay içinde Türkiye aleyhinde konuşan politikacı sayısı ise 98.

Genelkurmay Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri inceleyen son derece ilginç bir rapor hazırladı. Raporda, Türk ve Yunan medyası ile siyasetinde karşılıklı düşmanlığın ne ölçüde yapıldığı somut verilerle ortaya konuldu.

Rapor, 1 Mayıs- 31 Ekim 2001 tarihleri arasında Türkiye'de ve Yunanistan'da yazılı basın ile siyasetçilerin iki ülke ilişkileriyle ilgili yorum ve değerlendirmelerini içeriyor.

Sözkonusu altı aylık dönemde Yunanistan'da yayınlanan en yüksek tirajlı beş ulusal ve üç yerel gazete her gün taranarak, Türkiye ile ilgili haber ve yorumlar belirlendi. Türkiye'de de ulusal gazetelerin hepsi incelendi. Yunanistan'da taranan ulusal gazeteler Ta Nea, To Vima, Ethnos, Kathimerini ve Elefteros Tipos.

Altı ay içinde Yunanistan'da Türkiye'ye ilişkin 2 bin 500 yorum ve haber gazetelerde yer alırken, aynı dönemde Türkiye'deki ulusal gazetelerde bu rakam sadece 987 oldu. Yunanistan'daki haber ve yorumların % 94'ünün Türkiye aleyhtarlığı içermesi dikkat çekti. Yunanistan'daki haberlerde ağırlıklı olarak Türkiye'nin Yunanistan'ı her an işgal edecek bir güç gibi gösterilmesi dikkat çeken bir diğer nokta oldu.

Türkiye'deki ulusal gazetelerde bu ülkeyle ilgili çıkan 987 haber ve yorumdan 109'unun Yunanistan lehine olduğu da tespit edildi. Türk gazetelerinde haber ve yorumların sadece % 15'i Atina aleyhinde oldu.

Rapora göre, siyasetçilerin yaptığı konuşmalarda da benzer durumla karşılaşılıyor. Söz konusu dönemde Yunanistan'da 98 siyasetçi Türkiye karşıtı söylemde bulunurken, Türkiye'de Yunanistan aleyhine konuşan siyasetçi sayısı 17 olarak tespit edildi. 

* 19 Nisan 2002, Hürriyet: Aydınlık grubunun iki numarası Gün Zileli Yunanlı yoldaşlarıyla karşılaştıkları zaman Yunanlı komünistlerin devrim sonrası dönem için 12 adalar ile Kıbrıs'ı istediklerini ve Aydınlıkçıların da bunu kabul ettiğini söylüyor. Böyle bir şeyi herhangi bir Türk komünist rüyasında bile istemez. Komünistleri bir tarafa bırakıpYunanlıların en büyük sol partisinin adına baktığımızda da aynı şeyi görüyoruz: Pan Hellenik Sosyalist Parti. Siz hiç Pan Türkist Sosyalist Parti'yi düşünebiliyor musunuz?